Bugun...


BERNA NAZİK KÖSEOĞLU

facebook-paylas
Yaptığın bana, öğrendiğin sana!
Tarih: 14-12-2018 20:07:00 Güncelleme: 14-12-2018 20:07:00


Çocukluğum güzel geçti. Hayatın günümüzdeki gibi zorlukları yoktu belki ama biz de yorulurduk. Okul zamanı derslerle uğraşıp yaz tatilini de en iyi şekilde geçirmeye çalışırdık. Yaz tatilleri şimdiki gibi de geçmezdi. Şanslıysak denize tatile giderdik. Evde geçirdiğimiz zamanlarda bolca oynar ama ailemizin bize belirlediği işler konusunda da yetiştirirdik kendimizi. Biraz da zorlarlardı. Kız çocukları annelerinin veya aile büyüklerinin dizinin dibinde el işleri öğrenirler erkek çocuklar da bir işte çalışır el becerilerini geliştirecekleri veya hayatı öğrenecekleri bir şeyler yaparlardı ( Günümüzde cinsiyetçi kalıplardan uzak durarak kız erkek ayrımı yapmadan çocuklara eşit yaklaşılarak öğretilebilir. Amacım cinsiyet kalıp yargılarını ortaya çıkarmak olmadığından durum tespiti yapmak amacıyla hemen geçiyorum bu noktayı). Hatta yaz tatilleri annelerin babaların işleri konusunda biraz nefes aldıkları zamanlar olurdu. Yetişmekte olan çocuklar bu işleri yapabildikleri ölçüde üstlenirlerdi. Yapmak istemediğimiz zamanlar da olurdu ama “Yaptığın bana, öğrendiğin sana yarayacak” derlerdi. Boş bırakmazlardı bizi. Benim yaşlarımda pek çok kişi yazları yaptıkları el işleri ve diğer işler sayesinde söküğünü dikip, eli çivi çekiç tutar olmuştur. Okul zamanı tamamen rahat bırakılmazdık tabi. Bizim de evdeki işlere derslerimizden arta kalan zamanlarda katkımızın olması beklenirdi. Zaten okul zamanı gerekenleri yapmayıp notları yeterli seviyede olmayanlar için hayat daha kötüydü. Derslerin iyi değilse her an okul yerine iş öğrenebileceğimiz hayatı tecrübe edebileceğimiz bir işte okul zamanı da çalıştırılma riskimiz vardı. Sonradan açılmaya kimsenin inancı yoktu. Açıldın açıldın, yoksa sanayiye denirdi.

 

Bunlar veli eğitimlerinde ve danışmalarında da gündeme geliyor. Onlar “her şeyi önlerine hazır sunuyoruz yeter ki okusunlar diye ama olmuyor” diye şikâyet ediyorlar. “Biz böyle değildik ne yapsak olmuyor” diyorlar. Evet, anahtar cümle de bu aslında biz böyle değildik. Bedel ödetererek, sorumluluk bekleterek öğrettiler hayatı. Eğitim hayatını bitirmek değil kastettiğim elbette, bu tüm çocukların doğal hakları ve uluslar arası sözleşmelerle de güvenceye alınmış durumda zaten. Dersler dışındaki hayatı öğreterek sorumluluk verebileceğimizi, ders başarısının sorumluluk eğitiminin ve sorumluluk bilincinin bir sonucu olduğunu unutmamak, unutturmamak amacım. Bazen sosyal medyada görüyorsunuzdur uzak doğu ülkelerinde sınıfını temizleyen, okuldaki işleri yapan öğrencileri. İşte o çocuklar bizimkilerden daha iyi hazırlanıyorlar hayata. El becerilerini geliştirip tek başlarına kalırlarsa yaşamlarını devam ettirecekleri tecrübeler kazanıyorlar. Kendi çöpünü sadece kendisinin temizleyeceğini öğreniyorlar.

 

İşte tüm bu sebeplerden neden olmuyor bu çocuk beni neden dinlemiyor diye yıpranan ebeveynlere tavsiyem budur. Bakış açıcınızı ve artık işe yaramayan yöntemlerinizi, zaman daha fazla geçmeden değiştirin. Kendi çocukluğunuzu düşünerek, sizlere nasıl sorumluluk verildiğini nasıl yetiştirildiğimizi irdeleyerek yaklaşabilmek çok önemli çocuklarımıza. Ev işlerine yardım etti, bir işin ucundan tuttu, hatasının bedelini ödedi, sorumluluk aldı diye hiçbir çocuk LGS, TYT, AYT de başarısız olmaz merak etmeyin. Biraz teknolojiyle az vakit geçirir o kadar.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI