Bugun...


ÖMÜR ÇELİKDÖNMEZ

facebook-paylas
Firavunun rüyası, Yusuf’un yorumu; önce Küresel Isınma - Kuraklık, sonra Buzul Çağı!
Tarih: 12-01-2020 11:32:00 Güncelleme: 12-01-2020 11:32:00


Çocukluğumuzda pazar yerlerinde çarşıda destancılar vardı. Bu destancılar acı verici olayları şiirleştirirler, yanık sesleriyle insanın yüreğini dağlayan tonda türkü söylerler ve matbaada tab ettirdikleri, yani sarı saman kağıda bastırdıkları tek sayfalık bu destanları cüzi fiyata satarlardı. Köyden kente göç eden aile olduğumuz için nene ve dedelerimiz köydeki toprak damlı kerpiç duvarlı evlerde kalmışlardı, ölümü bekliyorlardı ve bize bu hikayeleri anlatacak kimse yoktu. Allah’tan radyo vardı ve Demirbank'ın  iyi günler dilediği Cuma sabahları, yedi haberlerinden sonra Radyo programlarında halk hikâyelerini sabırsızlıkla beklerdik. Derdiyok ile Zülfü Siyah, Tahir ile Zühre, Ercişli Emrah, Arzu ile Kamber, Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Yusuf ile Züleyha Aşık Garip, Karacaoğlan ile İsmikan Sultan, Köroğlu, Aşık Kerem, Aşık Garip, Kaçak Nebi, Kirmanşah, Yaralı Mahmut,Şah İsmail ve Bey Böyre halk hikayelerinin en tanınmışlarıydı. Bu hikayeleri ya radyodan dinlemiş ya da abim sayesinde okuyabilmiştim. Daha şanslı olanlar halk hikâyelerinin basılı nüshalarına ulaşır, satın alır ve okurdu. O konuda şanslıydım çünkü bana okuma zevki aşılayan ağabeyim; emekli asker, araştırmacı yazar, gazeteci Necdet Çelikdönmez, harçlıklarıyla aldığı bu kitapları eve getirir, elma sandığından bozma kütüphanesinde muhafaza ederdi. Ona müteşekkirim. Hatırlamaya çalışıyorum da Abim, o yıllarda kaç yaşındaydı? Sanırım 14-15 olmalı. O yıllarda kilim bile çok lükstü ve hasır neyimize yetmiyordu. Kitaplığımız o nedenle elma sandığından bozmaydı.

Yusuf ve Züleyha, Türk Halk Hikayeleri’nin, Kur’an ayetlerinde anlatılan kıssasının halkın hayal gücüne uyarlanan öyküsüydü. Yusuf ve Züleyha sadece Türkiye’de değil, Farsça ve Urduca olmak üzere Müslümanların konuştuğu birçok dilde sayısız defa söylenmiş ve anlatılmıştır. Bu hikâyenin en ünlü versiyonu, Molla Camî tarafından Farsça olarak yazılan Yusuf ve Züleyha mesnevisi kabul edilir. 

 

Yusuf’un Hikâyesi…

Abilerinin kuyuya attığı Yûsuf’u kurtaran köle tüccarları onu Mısır’a götürerek Firavun’un muhafızlarının reisi ve harem ağası Potifar’a satarlar. “Potifar” isim değil, unvandır. Yûsuf kısa zamanda Potifar’ın güvenini kazanır. “Potifar” kelimesi Mısır dilinde “Pa-di-pa-re” şeklindedir ve “Tanrı Re’nin bahşettiği kişi” anlamına gelir. Tevrat’ta Potifar, İbrânîce “harem ağası” anlamında “saris” ve “muhafızlar reisi” anlamında “şar hattabbahim” unvanlarını içerir. Rivayetlerde Potifar’ın evli olmasına bakılarak Mısır Firavun Sarayı’nda harem ağalığının olmadığı bu nedenle ismiyle özdeşleşen unvanının “saray görevlisi” anlamına geldiği anlaşılmaktadır.

Yûsuf, Mısır’a geldiği sırada Kral Aphophis (Mısır kaynaklarında Apopi) hüküm sürüyordu.Potifar’ın karısı Zuleika (Züleyha) çok yakışıklı olan Yûsuf’a karşı arzu duyar ve ona beraber olmayı teklif eder. Yusuf reddeder. Ama Potifar, Yûsuf’un suçsuzluğunu bildiği halde onu hapse attırır. Yusuf hapisteyken Mısır kralının başsâkîsi ile ekmekçisi de hapse girer ve hapiste rüya görürler. Başsâkî rüyasında; tomurcuklanıp üzüm veren üç dallı bir asmanın olgun üzümlerini Firavun’un kâsesine sıkarak ona sunar.  Yûsuf rüyayı yorumlayıp üç gün sonra serbest bırakılarak tekrar Firavun’a sâkîlik yapacağını söyler ve ondan hükümdarın yanında kendisini anmasını ister. Yusuf, diğer mahkum Ekmekçi’nin rüyasını da asılacağı şeklinde yorumlar. Firavunun rüyasında yedi cılız inek, yedi semiz ineği, yedi cılız başak da yedi dolgun başağı yer… Rüyaların yorumu Yûsuf’un dediği gibi çıkar.  İki yıl sonra da Firavun iki rüya görür.  Rüyasında, yedi cılız inek yedi semiz ineği, yedi cılız başak da yedi dolgun başağı yemektedir. Mısır’ın bilge kişileri bu rüyaları yorumlayamaz. Tevrat dışı rivayetlere göre ise Firavun iki yıl boyunca her gece aynı rüyaları görürse de sabah olunca bunları hatırlayamaz. Nihayet Yûsuf’un hapisten çıkacağı gün rüyasını hatırlar. 

Mısır’ın bilge kişileri, tapınak görevlisi kâhinler, bunun için farklı yorumlar yapar: Yedi semiz inek Firavun’un doğacak yedi kızına, yedi zayıf inek de onların öleceğine; yedi dolgun başak yedi memleketin fethedileceğine, yedi zayıf başak da yedi eyalette isyan çıkacağına işarettir.  Diğer bir yoruma göre ise yedi dolgun başak inşa edilecek yedi şehri, yedi zayıf başak da bu şehirlerin yıkılacağını ifade eder. Kral bu yorumların hiçbirini kabul etmez.  Bu sırada başsâkî, Yûsuf’u hatırlar ve krala ondan bahseder. Yûsuf, zindandan çıkarılarak kralın yanına getirilir ve onun rüyalarını tabir eder. Kral, onun tabirinden de şüphe edince Yûsuf, kendisine hamile olan karısının bir oğul doğuracağını ve tam buna sevinirken iki yaşındaki büyük oğlunun öleceğini bildirir.  Gerçekten olay bu şekilde cereyan eder. Bunun üzerine kral Yûsuf’a inanır ve onu ülkesini yönetmekle görevlendirir.  Mısır’da iş başına geçtiği sırada otuz yaşında olan Yûsuf, bütün ülkeyi dolaşarak tedbir alır ve yedi bolluk yılında buğdayı depolar, sonraki yedi kıtlık yılında ise bunu dağıtır.

 

Mitoloji çağında değil, Bilgi devrindeyiz!..

Mitoloji çağında değil, bilgi devrinde yaşıyoruz.  O nedenle Firavun ve Yusuf hikayesinin çağa uyarlanması belki analojik olabilir.  Günümüzde kim Firavun, kim Yusuf!..  Rüya nasıl!..  Kehanet ne?  Merak ediyorsanız sabırla okuyun. 

 

Önce Küresel Isınma Kuraklık sonra Buzul Çağı…

Güneşin manyetik dalgalarının azalmasıyla 2021-2050 yılları arasında hava sıcaklıklarında ciddi bir düşüşün görüleceği, bunun da 1600 ve 1700'lü yıllardaki gibi küçük buzul çağı dönemine benzer bir sürecin yaşanmasına neden olacağı tahmin ediliyor. Dünyada yaklaşık her yıl ortalama 410 milyon insanın etkilendiği meteorolojik kaynaklı afetlerden 7 bin 600 civarında insan öldüğü gibi ayrıca doğal kaynaklı afetlerin yüzde 6'sı can kaybına, yüzde 16'sı yaralanmalara neden oluyor.  Dünya, ısı ihtiyacını güneş aktiviteleri sonucu  karşılıyor. Uzmanlara göre normalde dünyanın 300 milyon yılda, 1 derece sıcaklığı artıyor veya azalıyor. Sıcaklık artışına "küresel ısınma" düşüşüne "buzul çağı" deniliyor. Sera etkisi yaratan karbondioksit salınımının sanayileşme sürecinde bilinçsizce artışı yüksek ısıyı ortaya çıkarıyor ve ozon tabakasındaki delik her geçen gün biraz daha büyüyor. Gerekli önlemlerin alınmaması durumunda feci çevre felaketleri kapıda. Isı artışı, ekvatordan kutuplara doğru basamak basamak yükseliyor.  Sanayi devriminden sonra insan faktörü nedeniyle bu süreç bin kat arttı ve hızlandı.

Sonuç ne dersiniz? Tabii ki buzulların erimesi. Biliminsanlarına göre, bu ısınma etkileri bu yıl, 2020’de belirgin olarak yaşanmaya başlanacak. 2020’den itibaren daha az yağmur görülecek ve derecelerdeki farklılıklar yansımalarını gösterecek. Mesela Lagos 2029, Meksika 2031, Kahire  şehirleri 2039’da birebir sorunlarla baş etmek zorunda kalacaklar. Son 15-20 yılda, sonbahar ve ilkbaharda 25 güne varan düşüşler görülüyor. Yaz mevsimi geçmiş yıllara göre uzadı.

 

Türkiye’nin Küresel Isınma ve Buzul Çağı hazırlığı…

Sanayi devriminden sonra 2 derecelik sıcaklık artışıyla hızlanan ve Türkiye'nin iklimini de değiştirerek meteorolojik  afetlerin şiddetlenmesine neden olan küresel iklim değişikliği, ne yazık ki ülkemizi teğet geçmeyecek.  Şimdilik küresel ısınma ve kuraklık kapımızda. Bu iklim değişikliğinin gelecek yıllarda beklenen "mini buzul çağı" ile yavaşlaması  öngörülüyor. Küresel ısınma ile Türkiye'nin iklim kuşağı da değişmeye başladı. Adeta tropikal iklime doğru gidişat yaşanıyor. Düşünsenize Türkiye'nin birçok yerinde özellikle Anamur ve Antalya arasında, Ege ve Karadeniz kıyılarında hatta İstanbul'da bile hortumlara sıklıkla rastlanabiliyor. Küresel ısınmayla ilerleyen süreçte Karadeniz'in büyük bölümünde ve İstanbul'da narenciye yetişebilecek. Küresel ısınmanın yol açtığı iklim değişikliği bizleri önce kuraklıkla tanıştıracak. Sonrasında herbirimiz Eskimo akrabalarımıza dönüşeceğiz. Buzul çağıyla beraber ise bitki örtüsü gerilemeye başlayacak. Ortadoğu’nun en büyük tahıl ambarı Konya'da belki buğday yetişemeyecek. Türkiye’nin barajları, kuraklık zamanları için su topluyor…

Biraz coğrafya bilgisine ne dersiniz? Türkiye'de DSİ tarafından yapımı gerçekleştirilen ve işletilen 706  adet baraj var. Bu barajların 203 adeti, büyük çaplı baraj diğerleri ise gölet şeklinde. Türkiye’de göllerin toplandığı başlıca dört bölge Göller Yöresi (Eğirdir, Burdur, Beyşehir ve Acıgöl), Güney Marmara (Sapanca, İznik, Ulubat, Kuş Gölleri), Van Gölü ve çevresi, Tuz Gölü ve çevresinden oluşuyor.  Türkiye’deki göllerin bazılarının derinliği 30 m’den fazla bazıları ise sadece birkaç metre derinlikte.  Van Gölü’nün derinliği 100 m’den daha fazladır. Köyceğiz Gölü gibi denizle bağlantısı olan göller az tuzludur. Tabii göller dışında Türkiye’de 706 adet baraj gölü mevcut. Bunlardan bazılarının yüzey alanı; Atatürk Barajı 817 km2, Keban Barajı 675 km2, Karakaya Barajı 268 km2, Hirfanlı Barajı 263 km2, Altınkaya Barajı 118 km2’dir. Türkiye göllerinin yanı sıra akarsuları açısından da zengin bir ülkedir.  Kaynakları Türkiye topraklarında olan birçok akarsu değişik denizlere dökülür.  Karadeniz’e Sakarya, Filyos, Kızılırmak, Yeşilırmak, Çoruh ırmakları; Akdeniz’e Asi, Seyhan, Ceyhan, Tarsus, Dalaman ırmakları; Ege Denizi’ne Büyük Menderes, Küçük Menderes, Gediz ve Meriç nehirleri; Marmara Denizi’ne Susurluk/Simav Çayı, Biga Çayı, Gönen Çayı dökülür. Ayrıca Fırat ve Dicle nehirleri Basra Körfezi’nde, Aras ve Kura nehirleri ise Hazar Denizi’nde son bulur. Kızılırmak 1.355 km, Yeşilırmak 519 km, Ceyhan Irmağı 509 km, Büyük Menderes 307 km, Susurluk Irmağı 321 km, Suriye sınırına kadar Fırat Nehri 1.263 km, Dicle Nehri 523 km, Ermenistan sınırına kadar Aras Nehri 548 km uzunluğundadır. Türkiye’de yıllık ortalama yağış yaklaşık 643 mm.  Bu, yılda ortalama 501 milyar m3 su demek.  Bu suyun 274 milyar m3’ü toprak ve su yüzeyleri ile bitkilerden olan buharlaşmalar yoluyla atmosfere geri dönüyor. 69 milyar m3’lük kısmı ise yeraltı suyunu besliyor. 158 milyar m3’lük kısmı ise akışa geçerek çeşitli büyüklükteki akarsular vasıtasıyla denizlere ve kapalı havzalardaki göllere boşalıyor. Yeraltı suyunu besleyen 69 milyar m3’lük suyun 28 milyar m3’ü pınarlar vasıtasıyla yerüstü suyuna tekrar katılıyor. Ayrıca komşu ülkelerden ülkemize yılda ortalama 7 milyar m3 civarında su akıyor. Böylece ülkemizin brüt yerüstü suyu potansiyeli 193 milyar m3'e ulaşıyor. Yeraltı suyunu besleyen 41 milyar m3 de dikkate alındığında, ülkemizin toplam yenilenebilir su potansiyeli brüt 234 milyar m3.  Ancak günümüz teknik ve ekonomik şartları çerçevesinde, çeşitli maksatlara yönelik olarak tüketilebilecek yerüstü suyu potansiyeli yurt içindeki akarsulardan 95 milyar m3, komşu ülkelerden yurdumuza gelen akarsulardan 3 milyar m3 olmak üzere,  yılda ortalama toplam 98 milyar m3’tür.  14 milyar m3 olarak belirlenen yeraltı suyu potansiyeli ile birlikte ülkemizin tüketilebilir yerüstü ve yeraltı su potansiyeli yılda ortalama toplam 112 milyar m3 olup, 44 milyar m3’ü kullanılmaktadır. Kötü günler için birkaç damla su…

Yanisi şu; Türk üst aklı, 70 sene öncesinden  baraj planlaması ile Türkiyenin kendi bölgesinde en büyük su havzası yani deposu olmasını sağladı. Türkiye’nin büyüyen nüfusu, tarımsal ürün ve enerji gibi gereksinimleri göz önüne alınarak yapılan barajların planlayıcısı merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve DPT ile DSİ ekibidir. Geçmişte baraj yatırımları, Türkiye’nin yatırım bütçesinin çok önemli bir kısmını kapsasa da günümüzde elektrik üretimi, tarım alanlarının sulanması ve su canlıların üretilmesi gibi önemli ihtiyaçların karşılanması açısından ne kadar önemli olduğu anlaşılıyor.  Bununla birlikte Devlet Su İşleri (DSİ) barajları su kaynaklarının daha verimli bir şekilde yönetildiği bütüncül su havzası yönetimi yaklaşımına bir an önce geçilmesi elzem. 

 

Küresel ısınma kuraklık, kuraklık ise kıtlık demek… 

Küresel ısınmada kademeli sıcaklık artışı ile meteorolojik kaynaklı tabiat olaylarında artış başlıyor ve değişim sıklaşıyor. Sıcaklık artışı sonrası kuraklık maalesef trajik son. İklim değişikliği ile kıtalar felaketlerden farklı şekilde etkilenecek.  Sonuç  ise kelimenin tam anlamıyla bir facia. Türkiye'nin Asya ve Avrupa arasındaki geçiş koridoru özelliği, bu iki kıtadaki değişimden nasıl etkilenebileceğini göstermesi açısından bir fikir verebilir diye düşünüyorum. Nitekim buzulların erimesine bağlı olarak Asya'yı sel felaketleri bekliyor. 2050 yılına kadar beş milyar insan, su sorunuyla karşılaşacak. Buna göre Güney ve Doğu Asya'da tarımsal ürünün yüzde 20 oranında artacağı tahmin edilirken, Orta Asya'da yüzde 30 oranında azalması bekleniyor. Orta Asya’daki ürün azalmasının açlık ve kıtlık sorununa yol açması ayrıca kolera gibi hastalıkların artması söz konusu. Avrupa'nın tüm bölgeleri iklim değişiminden ve bunun ekonomik yansımalarından etkilenecek.  Seller artacak. Kar yağışı gittikçe azaldığı gibi bir çok hayvan ve bitki türü iklim değişmesine uyum zorluğu yaşayacaklar.  Güney, Doğu ve Orta Avrupa kuraklık sorunuyla karşı karşıya gelecek. Kuzey Avrupa ise sel baskınları ve ekolojik sistemin dengesini yitirme tehlikesi başgösterecek. Küresel ısınma nedeniyle yaşanacak kuraklığın 21. yüzyılın sonuna kadar buğday tarlalarının yüzde 60'ını tahrip ederek gıda kıtlığı ve istikrarsızlığa yol açması söz konusu. Dolayısıyla Türkiye Coğrafyası Asya ile Avrupa arasında en güvenli, en büyük su ve beslenme deposu olarak ortaya çıkacak.

 

Türkiye, hem tahıl/hububat yetiştiriyor hem de ithal ediyor…

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), ekmek, erişte ve tahıl gibi temel tüketim maddelerinin kaynağı olan buğdayın dünya çapında insanların tükettiği kalorinin yaklaşık beşte birini karşıladığını açıklaması önemli.  FAO, buğdayın herhangi bir diğer ticari üründen daha fazla arazide yetiştiğini ve küresel ihracat değerinin 50 milyar dolar olduğunu söylüyor. Örgüte göre küresel buğday talebinde, başta gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere, 2050'den itibaren yüzde 43'lük bir artış bekleniyor. Bütün bu gelişmeler gıda güvensizliğini ve sonuç olarak da siyasi istikrarsızlık ve göç gibi sorunları beraberinde getirecek.

 

Küresel Isınma sonrası Buz Devri…

Dünya genelinde kuraklık ve çölleşme nedeniyle her yıl yaklaşık 12 milyon hektar toprak yok oluyor. Nitekim yaklaşık 170 ülke çölleşme, arazi bozulumu ve kuraklık eşiğinde.  Orman yangınları, sıcak hava dalgaları, kitlesel göçler, su baskınları, deniz seviyesinin yükselmesi, gıda ve su güvensizliği kuraklığı tetikleyen önemli etkenler. Geçmişte küçük buz devri diye adlandırılan çeşitli dönemler tesbit edildi. Mesela 1420 ile 1570 arasında Kuzey Atlantik’te Grönland’daki Viking Koloniler inin bulunduğu verimli topraklar devasa buzul kütlelerine dönüşmüştü. Yine 17. yüzyılın ikinci yarısında kuzey yarıküreyi etkisi altına alan soğuk, hayatı büyük ölçüde değiştirmiş, bunu fırsata dönüştüren Fransız ordusu, donan nehirlerin üzerinde yürüyerek Hollanda’yı kuşatmıştı.  Hatta bu soğuk hava dalgasında İzlanda’da nüfusun yarısı soğuktan donarak ölmüştü. Türkiye buzul çağı öncesi hazırlıksız yakalanmamak için Kutup bölgelerinin dünyanın en zorlu coğrafya ve iklimine sahip alanlarında araştırmalarını sıklaştırdı.

 

Antarktika'da kurulan Türk Bilimsel Araştırma Kampı…

 Amaç, Türkiye’nin buzul çağına adaptasyon imkanı ve becerisini geliştirmek. Türkiye’nin canlı hayvan ve tahıl / hububat  ithalatına takılıp kalmayın. Kötü birşey değil bu. Zor günler için tabiatı canlı et deposuna dönüştüren Türk üst aklı, firavunun rüyasından da Yusuf’un yorumundan da haberdar!





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Başakşehir FK 33 20 4 9 63 31 69 +32
2 Trabzonspor 33 17 5 11 74 41 62 +33
3 Sivasspor 33 17 7 9 54 35 60 +19
4 Beşiktaş 33 18 10 5 56 40 59 +16
5 Galatasaray 33 15 8 10 53 35 55 +18
6 Alanyaspor 33 15 9 9 58 35 54 +23
7 Fenerbahçe 33 14 11 8 55 45 50 +10
8 Antalyaspor 33 11 11 11 39 50 44 -11
9 Gaziantep FK 33 10 10 13 48 50 43 -2
10 Kasımpaşa 33 11 15 7 50 56 40 -6
11 Göztepe 33 10 14 9 41 48 39 -7
12 Gençlerbirliği 33 9 15 9 39 53 36 -14
13 Konyaspor 33 8 13 12 34 49 36 -15
14 Denizlispor 33 9 16 8 31 47 35 -16
15 Çaykur Rizespor 33 10 18 5 37 54 35 -17
16 Yeni Malatyaspor 33 8 17 8 44 50 32 -6
17 Kayserispor 33 8 17 8 39 70 32 -31
18 MKE Ankaragücü 33 6 16 11 30 56 29 -26
Takım O G M B A Y P AV
1 Hatayspor 34 19 6 9 48 28 66 +20
2 BB Erzurumspor 34 18 8 8 42 26 62 +16
3 Adana Demirspor 34 17 7 10 71 43 61 +28
4 Akhisarspor 34 16 9 9 46 39 57 +7
5 Fatih Karagümrük 34 15 8 11 53 39 56 +14
6 Bursaspor 34 17 9 8 49 41 56 +8
7 Altay 34 14 8 12 48 37 54 +11
8 Keçiörengücü 34 13 10 11 33 28 50 +5
9 Ümraniyespor 34 12 14 8 48 51 44 -3
10 Menemenspor 34 11 12 11 42 46 44 -4
11 Giresunspor 34 12 14 8 39 47 44 -8
12 İstanbulspor 34 9 12 13 45 43 40 +2
13 Balıkesirspor 34 9 14 11 36 48 38 -12
14 Altınordu 34 8 13 13 37 44 37 -7
15 Boluspor 34 6 13 15 30 41 33 -11
16 Osmanlıspor FK 34 8 17 9 41 56 30 -15
17 Adanaspor 34 3 19 12 30 55 21 -25
18 Eskişehirspor 34 7 21 6 34 60 12 -26
Takım O G M B A Y P AV
1 Samsunspor 28 23 1 4 64 11 73 +53
2 Manisa FK 28 19 3 6 79 31 63 +48
3 Hekimoğlu Trabzon 28 17 7 4 51 34 55 +17
4 Sancaktepe FK 28 16 8 4 51 23 52 +28
5 İnegölspor 28 13 9 6 41 30 45 +11
6 Afjet Afyonspor 28 13 11 4 47 30 43 +17
7 Tarsus İdman Yurdu 28 14 13 1 45 39 43 +6
8 Pendikspor 28 11 10 7 40 39 40 +1
9 Sarıyer 28 11 10 7 34 33 40 +1
10 Zonguldak Kömürspor 28 9 10 9 35 37 36 -2
11 Çorum FK 28 11 14 3 36 42 36 -6
12 Hacettepe Spor 28 11 15 2 37 48 35 -11
13 1922 Konyaspor 28 9 13 6 38 45 33 -7
14 Kırklarelispor 28 8 11 9 25 41 33 -16
15 Başkent Akademi FK 28 9 15 4 37 41 31 -4
16 Amed Sportif 28 7 14 7 28 46 28 -18
17 Gümüşhanespor 28 7 17 4 31 57 25 -26
18 Şanlıurfaspor 28 0 27 1 10 102 14 -92
Takım O G M B A Y P AV
1 Serik Belediyespor 28 16 5 7 49 24 55 +25
2 24Erzincanspor 28 14 4 10 47 22 52 +25
3 68 Aksaray Belediyespor 28 14 6 8 43 27 50 +16
4 1928 Bucaspor 28 14 7 7 47 34 49 +13
5 Artvin Hopaspor 28 12 5 11 38 21 47 +17
6 Düzcespor 28 12 6 10 32 18 46 +14
7 Karaköprü Belediyespor 28 10 6 12 25 22 42 +3
8 Çatalcaspor 28 9 5 14 39 28 41 +11
9 Silivrispor 28 8 6 14 37 31 38 +6
10 Sultanbeyli Bld. 28 9 8 11 33 27 38 +6
11 Kızılcabölükspor 28 8 8 12 39 37 36 +2
12 Yomraspor 28 9 10 9 28 30 36 -2
13 52 Orduspor FK 28 7 7 14 21 20 35 +1
14 Çankaya FK 28 9 12 7 33 37 34 -4
15 Şile Yıldızspor 28 6 11 11 23 30 29 -7
16 Erzin Spor Kulübü 28 6 12 10 27 34 28 -7
17 Tokatspor 28 1 23 4 16 66 7 -50
18 Manisaspor 28 1 24 3 16 85 0 -69
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 24/07/2020 Antalyaspor vs Galatasaray
 25/07/2020 Denizlispor vs MKE Ankaragücü
 25/07/2020 Fenerbahçe vs Çaykur Rizespor
 25/07/2020 Gençlerbirliği vs Beşiktaş
 25/07/2020 Göztepe vs Sivasspor
 25/07/2020 Kayserispor vs Trabzonspor
 25/07/2020 Konyaspor vs Alanyaspor
 25/07/2020 Yeni Malatyaspor vs Gaziantep FK
 26/07/2020 Kasımpaşa vs Başakşehir FK
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 19/07/2020 Osmanlıspor FK 4 - 3 Balıkesirspor
 19/07/2020 Eskişehirspor 0 - 3 Boluspor
 18/07/2020 Adana Demirspor 3 - 0 İstanbulspor
 18/07/2020 Hatayspor 3 - 1 Bursaspor
 18/07/2020 Akhisarspor 3 - 4 Keçiörengücü
 18/07/2020 Giresunspor 1 - 2 Altay
 18/07/2020 BB Erzurumspor 4 - 1 Ümraniyespor
 18/07/2020 Fatih Karagümrük 3 - 0 Adanaspor
 17/07/2020 Menemenspor 1 - 1 Altınordu
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 18/03/2020 Van Spor 2 - 1 Ergene Velimeşe
 15/03/2020 Bodrumspor 0 - 1 Bandırmaspor
 15/03/2020 Kardemir Karabükspor 0 - 1 Niğde Anadolu FK
 15/03/2020 Ergene Velimeşe 0 - 3 Tuzlaspor
 15/03/2020 Van Spor 0 - 1 Sakaryaspor
 15/03/2020 Sivas Belediyespor 0 - 3 Kastamonuspor
 15/03/2020 Kahramanmaraşspor 0 - 1 Kırşehir Belediyespor
 15/03/2020 Uşak Spor 3 - 0 Elazığspor
 14/03/2020 Etimesgut Belediyespor 1 - 2 Eyüpspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 18/03/2020 Artvin Hopaspor 0 - 1 Sultanbeyli Bld.
 18/03/2020 Yomraspor 1 - 0 Serik Belediyespor
 15/03/2020 Kızılcabölükspor 1 - 0 Erzin Spor
 15/03/2020 Manisaspor 0 - 4 68 Aksaray Belediyespor
 15/03/2020 Serik Belediyespor 0 - 0 Düzcespor
 15/03/2020 Sultanbeyli Bld. 2 - 2 Silivrispor
 15/03/2020 Çatalcaspor 1 - 1 24Erzincanspor
 15/03/2020 Tokatspor 1 - 2 1928 Bucaspor
 15/03/2020 Artvin Hopaspor 2 - 1 Çankaya FK
HABER ARA
YUKARI