Bugun...


TAHSİN GÜZEL

facebook-paylas
Yesinler İstanbul Sözleşmenizi
Tarih: 31-03-2021 21:43:00 Güncelleme: 31-03-2021 21:47:00


Mesele İstanbul sözleşmesi mi! Yoksa bulanık suda balık avlamak’ mı? Mesele kadınlarımızı korumak şiddeti önlemekse şapka çıkarırım ama mesele bulanık suda balık avlamak örf kültür ve aile baglarını koparmaktır ayrıca  genel ahlak ve edep dışı hareketleri meşrulaştırmaktır, meşrulaştırmaktır çünkü  gördük elinde afişlerle sokaklarda, Aşk yaparım meşk yaparım, istediğimden çocuk da yaparım.  Mal benim mülk benim İstediğimizle yatar, istediğimizle kalkar cünüp de gezerim sana ne Erdogan diyenleri. Mesele İstanbul sözleşmesi değil Erdoğan, Sayın Erdoğan insanlık adına dünyayı Cennet’de  yapsa Türkiye’yi dünyanın en güçlü ülkesi konumuna da  getirse BELİRLİ zümreler için yine her yapılan yanlıştır.

Kadına kalkan eller kesilse, şiddet uygulayanlar asılsa bu mesele biter, bırakın İstanbul sözleşmesini, Kadına şiddet, Kız çocuklarına tecavüz ve Ülkeyi bölmeye çalışan terör örgütleri için TBMM İdam getirilmesi için feryat edin sesiniz, sokaklara inin sizler için köprü olayım…   

Toplumda kadın olsun erkek olsun iki cinsiyet bir arada yaşadığı sürece huzur ve bereket olur, istikrar sağlanır.  Kadınsız erkek, erkeksiz de kadın mutlu olamaz, huzur da bulamaz. Her erkeğin anası bir kadın, her kadının da babası bir erkektir. Her bir ananın oğlu olduğu gibi her babanın da bir kızı vardır. Ayrımcılıksa toplum içinde açılan bir yara ve istikrarsızlıktır. Pozitif ayrımcılık aile bağlarını koparmak için kullanılan bir argüman Türk milleti üzerinde oynanan bir oyundur. İstanbul sözleşmesi’de bu oyunun bir parçasıdır.

Dünyada bir çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de kadına şiddet uygulanıyor ve uygulayan insanlıktan yoksun yaratıklar vardır  Vardır ama bizde ki kadar gündem olmaz, başka devletleri de ilgilendirmez, gündemlerine gelmez.  Dahası yasalar önünde biri korunurken, diğeri ikinci sınıf konumuna düşmez.

Ayrıca bu medeni ülkelerde kadın ikinci sınıf vatandaş iken ülkemizde kadın birinci sınıf vatandaşıdır. Erkekle aynı hakka sahip ve yasalar önünde eşittir. İstanbul sözleşmesiyle kadına verilen pozitif ayrımcılık, erkek üzerinde psikolojik baskı yanında yasalar ve adli merciler önünde erkeği ikinci sınıf konumuna düşürmektedir. Kadının beyanı esas sayılırken erkeğin beyanı geçersizdir. Sunduğu belge ve bilgileri de itibarsızdır.Erkeklerin yasalar ve adli merciler önünde ikinci sınıf konuma düşürmüştür bu da aile bütünlüğünü zedelemekte ve toplum içinde huzursuzluk yaratmaktadır. Bundan dolayı da boşanmalar hat safhaya gelmiştir.  

Kadına verilen poztif ayrımcılık nedeniyle erkek üzerinde pskolojik şiddet kullanmaktan kaçınmayan kadın profillerini de  görmekteyiz, buna şahit oluyoruz. Erkek kadın her konuda eşit olsa da bazı kişiliksiz erkekler fiziki açıdan güçlü olmasını kadına karşı baskı aracı ve yetki sahibi gördüğü gibi, bazı kadınlarda verilen pozitif ayrımcılık nedeniyle  bu hakkı erkekler üzerinde psikolojik baskı aracı olarak kullanmaktadır.

İstanbul sözleşmesini bahane ederek bir kaşık suda fırtına koparmaya çalışan söz de sivil toplum örgütleri, siyasetçiler, otorite olan bazı ilim, bilim adamları unutmayın ki  Devletleri ayakta tutan değerleri, milleti ayakta tutan da aile bağlarıdır. Bu milleti bölmenin yolu aile bağlarını koparmak, Devleti yıkmak için de değerlerinden uzaklaştırmaktır… Benzeri argümanlar maalesef bugün değil yıllardır kullanılmakta. Evlat aynı şehirde başka bir evde, karı koca aynı evde başka telde, sebep’se din, din ayet ve ecdat! baş Suçlu da devlet… kıytırıktan bahaneler.

Tarih boyunca bu millet üzerinde benzeri oyunlar oynanmış ve oynanmaya da devam ediliyor. En basit örnek yabancı her filim de aile ön planda, yol gösteren’se  dinleri, sembolleri ise haç. İyi  insan rolünde ise bir papazken… Bizde her senaryo ve oynatılan  dizi yahut filimler de, insanlık dışı her kötülüğü yapan ya sakallı bir hacı, Hoca ya da devlet,  rolleri üç kağıtçı, dolandırıcı ve  tecavüzcü, bunların atları da ya Şaban ya da Ramazan, bazılarında ise ar namus tertemiz kimi baldızıyla, kimi bir yakının eşiyle, ya da mafya kanun nizam tanımaz, asan kesen istediğini yapan zibidi rolünde… Ne bekliyoruz…

Suçlu 18 yaşına geldim kimse karışamaz, köpeğime gözüm gibi bakar, anamı babamı huzur evine atarım. Keyfime bakarım. Nikah, talak tanımam istediğimle yaşarım, büyük küçük tanımam, ecdadında düşmanıyım diyenler mi?  yoksa değerlerimizden bu nesli ve milleti koparanlar mi?…

İnsanımıza değer vemek değerlerimizi korumak, devletimizi güçlü kılmak için Avrupa sözleşmesi değil Türkiye sözleşmesi ve fabrika ayarlarına dönmek gerekir, Kadına kalkan eller kesilsin, sapık, sadist, teröristler asılsın yeter…  





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
YUKARI